Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi: Nafaka ve Alacak Davaları
- HGC HUKUK

- 12 dakika önce
- 2 dakikada okunur
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, yurt dışındaki yetkili ve görevli adli makamlar tarafından verilerek yasal yollarla kesinleşmiş olan mahkeme ilamlarının, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde hukuki sonuç doğurmasını ve icra edilebilir (zorla yerine getirilebilir) bir nitelik kazanmasını sağlayan yasal süreçtir. Başta boşanan gurbetçi vatandaşların veya uluslararası ticari faaliyet yürüten tüzel kişilerin yurt dışında aldıkları alacak ve nafaka hükümlerinin Türkiye'de tahsil edilebilmesi için doğrudan Türk icra dairelerine başvurulması mümkün değildir; bu kararların öncelikle Türk mahkemelerince tenfiz edilmesi hukuki bir zorunluluktur.
Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Sürecindeki Temel Şartlar
Türk hukuk sisteminde yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi süreci, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümlerine tabidir. Tenfiz kararının verilebilmesi için gözetilen asli şartların başında, kararın verildiği devlet ile Türkiye Cumhuriyeti arasında hukuki veya fiili bir karşılıklılık (mütekabiliyet) esasının bulunması gelmektedir. Bununla birlikte, yabancı mahkeme merciinin verdiği hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve aleyhine tenfiz istenen tarafın savunma hakkının kısıtlanmamış olması gibi usul güvenceleri de titizlikle incelenmektedir. Karşı tarafın, kendi ülkesinin usul kurallarına uygun biçimde davadan haberdar edilmemiş olması, kararın tenfizine doğrudan hukuki bir engel teşkil etmektedir. MÖHUK kapsamında yürütülen bu davalarda Türk mahkemeleri söz konusu ilamı yalnızca bu şekli ve ön şartlar çerçevesinde denetlerler.
İlamların İcrası ve Yargıtay İçtihatları
Hukuk sistemimizde "revizyon yasağı" olarak da bilinen esasa girilmeden şekli inceleme ilkesi, tenfiz davalarının odak noktasıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış ve emsal teşkil eden kararları uyarınca, aile hukuku kaynaklı yabancı mahkeme nafaka kararları hakkında; kararın esasına (maddi vakıalara, kusur oranlarına veya nafaka miktarının yerindeliğine) kesinlikle girilmez. Mahkeme, yabancı hakimin hukuk normunu ne derece isabetli uyguladığını tartışmaya açamaz. Yalnızca şekli eksikliklerin bulunup bulunmadığı yönünde bir değerlendirme yapılır. Bu yolla başarılı bir şekilde tenfiz edilen yabancı mahkeme hükmü, sıradan bir Türk mahkemesi kararı gibi işlev görerek doğrudan Türk icra daireleri aracılığıyla işleme konulabilir ve özellikle nafaka veya ticari alacakların tahsilat aşamaları yasal bir güvence zeminine oturtulmuş olur.
Yorumlar